ODTÜMİST Zirvede. İran’da Devamend Dağı (5610 m) Zirve.

Ben (Ali Haydar Elveren, Econ 88)  ve bir grup arkadaşı 24.08.2018 tarihinden gece 02:00 gibi 4200 m.lik kamptan yola çıkarak 5610 m.lik zirveye (bazı kaynaklar 5671 m. diye belirtiyor)  9 saat sonra ulaştılar. Volkanik bir dağ olan Devamend İranlıların çok sevdiği ve sık geldiği bir yer. Hele bayram ve hafta sonu ile birleşince ana kampta her yaştan ve cinsiyetten o kadar çok vardı ki. 500’ün üzerinde çadırın olduğu ve 150-200 kişinin kaldığı ana kamptaki dağ evinde ilk gün kamp yerine çok geç vardığımız için çadır yeri bulmakta zorlandık. Dağcılık İranlıların milli sporu gibi. Neredeyse festival havasında bir çıkış oldu.

Dağ, teknik bir dağ değil. Diğer bir ifade ile bu mevsimde kar da olmadığından batonlarla yürüyerek çıkılan bir dağ. Yükseğe uyum ve tabiki kondisyon gerekli. Yine de özellikle 4000 m.lerden sonra yüksek irtifa kendini hissettiriyor. 5000 m.lerden sonrada oldukça zorluyor. Dağın son 350 metresi ise kükürt kayaları ve çıkan gazlar nedeniyle bozulmuş haşlanmış yumurta kokusu gibi. Hem nefes almak zor hem alınan nefes kokuyor. Ama tüm çekilen zirveye varınca yerini keyfe bırakıyor. 5 saatlik bir 4200m.ye geri donuş, az dinlenme biraz sıvı alıp oradan toparlanarak 2850 m. İlk kampa iniş ve oradan da jeeplerle 1 saatlik mesafedeki Dağ Evine ulaşmamız ilk zirve için uyanıp yola çıkma ile birlikte 24 saat lik oldukça uzun bir aktivite oldu. Dağ öncesi Tahran’da kalmıştık. Dağ sonrası ise Karayolu ile 7 saatlik mesafedeki İsfahan’a oradan 6 saatlik mesafedeki Persepolis ve Şiraz’a turistik gezi; 4-5 yıldızlı otellerde konaklama, yemek ve akşamları yerel müziklerle eğlence ile tozlu dağ yolları ve küçük çadırlarda konaklama rahatlık açısından uç kutupların yaşandığı bir gezi oldu. 1000 km.den fazla karayolu ile kuzeyden güneye doğru İran’da seyahat etmek de ayrı bir keyif verdi.

İran sanırım Humeyni rejimi dolaysıyla hükümeti sevmeyip halkına uzak durduğumuz hem laiklerin hem de Şii olmaları dolaysıyla Sünni mezhebine mensup Müslümanların önyargıyla baktığı bir ülke. Bize hem kültür hem de yaşayış olarak her yönleriyle ne kadar yakın olduklarını, ortak tarihlerimizi görmek Pers kültürünün Kürt ve Azerilerle kardeşçe bir arada nasıl var olduklarına şahit olmak bize önemli farkındalıklar kazandırdı. Bize duyulan dağda, şehirde gösterilen sevgiyi görmek de çok hoştu. Türbe veya büyük anıt camiler hariç ortada cami olmaması, ezan sesi duyulmaması, ortalarda Cuma dahil namaz kılanların olmayışı ve görünmeyişi, gece geç vakitler dahil namaz saatleri dışında da camilerin bir buluşma ziyaret yeri oluşu, özgün ve ışıltılı mimarileri, aynı cami içinde farklı şekilde yan yana namaz kılanlar, namazın üç vakit olması, cami içinde namaz kılan varken bir köşede oturup dinlenen, kitap okuyan hatta oynayan çocukların olması, başörtülerinin o kadar geride bağlanması nedeniyle önden bakıldığında çoğunlukla kadınların başlarının açık görünmesi, restoran ve sokaklarda kadınların nerdeyse erkeklerden fazla oluşunu görmek oldukça ilginçti.

Son dönemde “Bursiçinkoşuyorum” yanında burs için başka şeyler de yapılabilir kavramı ile dağ aktivilerini de bu anlamda değerlendirmeye başladım. Geçen yıl Gürcistan’daki buzul çatlakları üzerinde karlı Kazbeg Dağı (5033 m) çıkışı, iki yil önce çıkılan Rusya’daki Avrupa’nın en yüksek noktası olan Elbrus Dağı (5642 m) ve üç  yıl önce İstanbul Maratonuna niyet edip tarihler çakışında gittiğim nispeten teknik Nepal’de 6119 m.lik Lobuche Peak East Çıkışı ODTUMIST tişörtlerini taşıdığım zirveler idi.

Bu aktivite, Eylül ortası koşacağım Berlin Maratonu için de iyi bir eksersiz oldu. Amacım her yıl bir 5000+ ve bir maraton, olabilirse açık deniz yüzme. Bu yıl başka yoğunluklarda burs kampanyası yapamadım ama gelecek yıl planda dağ olursa özel kampanya yapıp burs toplayacağım. Sadece İstanbul Maratonu olmuyor. Orada aynı anda bağış talep eden çok kimse var. Başka aktivitelerde kampanya düzenleyen olmadığından muhtemelen daha çok burs da toplanabilir. Bir tarafa not edeyim ve gelecek planlarda eyleme dönüştüreyim.

Ali Haydar Elveren | ECON’88