ODTUMİST-İSTANBUL ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ

#Covid-19 Sonrasında Dış Politikamız – OpEd

4 Haziran 2020

Covid-19 salgın süreci devam ediyor. Evde kapalı kalma durumunun üçüncü ayına girdik. Covid-19 sürecinde küresel ortamda felç olan dış politikaları yeniden gözden geçirmekte fayda var. Covid-19 sonrası yeni dünya ilişkilerini yeniden çizmek lazım.

Burda ülkemiz için “yeni normal düzende” önerilen dış politikaların ilk tasarımını beraber yapalım. Önce mevcut durumu konuşalım.

Endüstriyel buhar kazanları satış pazarlama işim dolayısıyla 1990-1999 yılları arasında Suriye, Suudi Arabistan, İsrail ve Ürdün’de bulundum. Buralarda çok zaman geçirdim, o zamanlar çalıştığım özel şirket için iyi/ karlı işler aldım. Oralarda bize çok benzeyen bir iş ortamındasınız. Oradaki iş ortamında para kazanmak için düzgün işleyen bir ticari iklim lazım. Şu anda belki önümüzdeki 10 YIL buralarda iş yapmaya imkan yok. Maalesef yok. Eskiden Suriye bizim doğal pazarımız-dı. İş yapmak için arka bahçemizdi. Maalesef artık eski Suriye yok. Şam, Halep, Homs, DiyarEL-Zor artık harabe oldu. Yeni Suriye nasıl oluşur, nasıl gelişir, nasıl tekrar pazar olur, bu belirsiz Covid-19 salgını ortamında şimdiden bilebilmek tahmin etmek çok zor. Ancak savaştan kaçınmak istiyorsanız, savaş için her zaman hazır olmak zorundasınız.

***

1976 yılında Birleşmiş Milletler desteği burs programı kapsamında 3 ay Rusya’da bulundum. Sonra 2008 yılında bu defa bir hafta turistik amaçlı tekrar gittim. Rus insanı aynı, samimi, yardımsever. Değişen ekonomik ortam. Daha rahat bir serbest piyasa oluşmuş. Karaborsa bitmiş ama hizmet/servis sektörü hala iyi değil. Tek Parti baskısı geçmiş, votka yerine bira gelmiş. Kadınlar yine çok güzel, erkekler daha çok piyasa insanı, bale-opera yine harika. Yol soruyorsunuz, başınıza on kişi toplanıp size yol tarif ediyorlar, Rusça anlatamazlarsa, sizi elinizden tutup gitmek istediğiniz yere kadar götürüyorlar. 

Suriye’de Akdeniz sahilinde Tartus kentinde bir büyük Rus Deniz Üssü var. Burası Rusların Akdeniz’deki en güçlü lojistik destek aldıkları yer. Assad Hükümeti kendine destek için bu alanı üs olarak Ruslara verdi. Bütün Rus savaş gemileri Akdeniz içinde buradan lojistik destek, yakıt, yiyecek alıyorlar,  bakım onarım burada yapılıyor. Ruslar için bu üssü kaybetmek söz konusu değil. Müzakere bile etmezler.

Daha güneyde Latakiye şehrinin güney doğusunda Assad Uluslararası Havalimanının yanında iki adet asfalt 3 km pisti bulunan Ruslara ait Khmeimin Hava Üssü var. Suriye ile Rusya arasında yapılan anlaşma ile süresiz parasız olarak 2015 yılında açıldı. Bu hava üssünde 11 değişik tipte sayıları 37-50 arasında değişen en son beşinci kuşak SU-57, SU-25, SU-24, SU-22 Rus savaş uçakları bulunuyor.

Ayrıca burada çok sayıda T-90 savaş tankları ve S-400 füzeleri var. Rusya’nın haberi olmadan burada neredeyse kuş bile uçmaz-uçamaz.
Dış işleri politikaları içinde sadece ve sadece ulusal çıkarlar vardır, demokrasi, insan hakları, insancıl duygulara yer yoktur. Başkalarına demokrasi getirmek bizim işimiz değil. Başka ülkelerin iç sorunlarını çözmek bizim işimiz değil. Eğer kuzey komşumuz ile iyi geçinmek istiyorsak, onların çıkarlarına, kırmızı çizgilerine, hassasiyetlerine dikkat etmek zorundayız. Rusya, sadece bir süper güç değil, bize en yakın, en çok ekonomik işbirliği yaptığımız, en yoğun ticari ve sosyal ilişkilerde bulunduğumuz komşumuz. Rusya’nın savunma hassasiyetlerine dikkat etmeden bu coğrafyada dış politika yürütmek zor, neredeyse imkansız. Rusya, artık eski “Sovyetler Birliği” değil. 1989’dan sonra kendine göre bir demokrasi yerleşti. Beğenin veya beğenmeyin, kendine göre bir seçim sistemi var, kendine göre bir demokrasi düzeni var.

Pazar ekonomisi yavaş yavaş yerleşiyor. Ruslar eski “Yoldaş” konumundan çıktılar, iş adamı, iş kadını, iş insanı oldular. Kremlin önünde eski Rus yapımı makam otomobilleri artık yok. Rus yapımı otomobiller artık üretilmiyor. Hepsi BMW, Mercedes, Audi. Rusların artık çok paraları var. Ne iyi ise, onu alıyorlar. Yapamadıkları konusunda zorlama yok. Yaptıkları kendilerince yeter. Uzay ve Nükleer teknoloji sahibi oldular. 
Rusya’da 1996 yılında Moskova’dan başlayan Sibirya’yı kapsayan kısa süreli, kontrollü bir gezi yaptım. Ellerinde sadece 10-Mwe gücünde Ingiliz Rolls-Royce kopyası Gaz-Türbini tasarımı vardı. Binlerce yapmışlar. 100-Mwe gerekli yere, biz olsak 2×50-MWe gaz türbini koyarız, onlar 10×10-MWe koymuşlar. Şimdilerde ise dünyanın her yerinden en iyi fiyata en kaliteli gaz türbinini alıyorlar, bizim yerli büyük müteahhit firmalarımız Rusya’nın her yerinde kombine çevrim santralleri kuruyorlar.
Akkuyu Nükleer santral siparişini hükümetler arası anlaşma ile Ruslara verdik. Kontrolünü kaybetmeden bu işi bitirmemiz lazım. Akıntıya kürek çekmenin anlamı yok. Herkes yapıyor, biz de yapalım. Düzgün yapalım, en iyisini yapalım. Bizim kontrolümüzde yapalım.
Piyasa rekabeti dışına çıkıp, hükümetler arası anlaşma ile iş/sipariş vermek çok tehlikelidir.  Mısır’da Aswan barajını yaparken Rusların elinde yüksek kapasiteli hidrolik türbin yoktu. Ellerinde Sibirya’nın yüksek düşülü nehirleri için yapılmış, farklı tasarımda küçük hidrolik türbinlerden vardı, bunları Aswan barajına taktılar. Çalıştı ama çöl ortamında uzun dönemde doğru olmadı, bakım onarım işletme sorunları çıktı.

Bizim ülkemizdeki Rus yapımı endüstriyel tesislerde de, aynı şekilde Sovyet döneminden kalma piyasa dışı uygulamaları görürsünüz. Sibirya’nın soğuk iklimine uygun tasarımlı binalar Iskenderun tropik sıcak ortamında tekrarlanmış. Orhaneli Termik Santrali, Seydişehir ve Petkim Aliağa endüstriyel tesislerdeki Rus tasarımlarda da benzer kopyalamalar var. Akkuyu örneğinde bakalım neler göreceğiz? Soğuk kış ortamına uygun tasarlanmış bahsi geçen nükleer santral, Tropik Akkuyu ve Akdeniz ortamına nasıl uydurulacak?

Bakalım çok sıcak deniz suyu ile santral soğutması nasıl yapılacak?  
Hangi Türk iş adamı Rus tasarımı bir endüstriyel tesis satın alır? Siz hangi Rus malı makine kullanıyorsunuz? En son Tupolev-154 uçağına ne zaman bindiniz? Seçme hakkınız olsa AirBus veya Boing yerine Tupolev uçağını seçer miydiniz?  

#Covid-19 süreci kuzey komşumuzun zayıf taraflarını ortaya çıkardı. Kayıplar ne kadar saklarlarsa saklasınlar hızla arttı. Petrol ve doğalgaz satışından çok para kazandılar ama etkin işbilir oligarklar arasında bu para paylaşıldı yendi bitti. Toplum sağlığı, medikal tıp eğitimi, doktor ve sağlık personeli ücretleri konusunda çok az şey yapıldı. Hastane yatak sayısı olması gerektiğinden az, ICU üniteleri az, medikal koruyucu ekipman az, doktorlar İngilizce bilmiyor, dünyadaki olaylardan habersiz, kendilerini geliştiremiyorlar. Bütün bunlardan umarız ders çıkarır gereğini yakın zamanda yaparlar.


***
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çok sık olarak 8-saatlik çalışma programları içinde günübirlik Türkiye’de oldu. Keşke daha sık gelse. Üst düzey bire-bir görüşmeler, daha sık yapılsa. Çıkarlarımız, hassasiyetlerimiz, ortak paydalar, ortak işbirliği imkanları yüz yüze daha sık konuşulabilse. Görüşmelerde tercümeler yanlış yapılabilir, danışmanlar yanıltabilir. Bire bir yüz yüze temas çok önemlidir. Birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Her zaman her türlü bilgi alışverişi kanalını açık tutmak şarttır. 

Vladimir Putin, çok akılcı, çok gerçekçi bir devlet başkanı. Uluslararası Hukuk ve Ekonomi konusunda Leningrad-St.Petersburg Üniversitesinden Doktora derecesi var. Almancası bir Alman kadar iyi ve kusursuz. Ayrıca İngilizce öğrendi, konuşmuyor ama anladığı-takip ettiği belli. Dış dünyayı biliyor. Ne istediğini biliyor. Kendi ülkesinin çıkarlarını çok iyi biliyor.
Bunlar önemli. ABD Dışişleri bakanlarının, Ingilizce’den başka bir dil bilmediği bir çağda yaşıyoruz. Son ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da İngilizce’den başka dil bilmiyor. Bilmek zorunluluğu hissetmiyor.

***
Rusya ile ilişkilerimiz soğuk savaş dönemi tatsızlığı süresince iyi değildi. Ama artık duvarlar kalktı, soğuk savaş bitti. Halen Rusya’da müteahhitlik hizmetlerinde çalışan binlerce kalifiye Türk işçisi var. Ruslar ile Türkler arasında 200-binden fazla evlilik gerçekleşti. Çoğu güneyde Antalya bölgesinde olmak üzere 60 binden fazla Rus gelinimiz var. Rus damat sayımız da herhalde yavaş yavaş artıyor. Rus gelinlerimiz Tolstoy, Dostoyevski ve Çaykovski’nin torunları. Çok kültürlü, çok eğitimli ve çok güzel kadınlar. Gönderdiğimiz 400’den fazla nükleer üniversite öğrencisinin çoğu ilerde Rus kadınlarla evlenecek. Rusça dili, bizim aile içine girecek. Şimdiden bakıyorum, çevremde bizden sonraki kuşak içinde çok sayıda Rus gelin var, Rus dünürler ortaya çıktı.

Doğalgaz konusunda Rusya’ya olan bağımlılığımız ortada. Bu yüzden “Cari Açığımız” çok yüksek. İthal kömür ve gelecekteki nükleer bağımlılığımızı da hesaba katalım. Enerji konusunda artık kabul edilemez seviyede kuzey komşumuza bağımlılığımız var. Enerji- yakıt alımları sınırlamamız, azaltmamız, kabul edilebilir rakamlara indirmemiz şart. Ortak iş alanları açmamız lazım. Dünya artık internet sayesinde daha hür, daha bağımsız, daha serbest. 

Başka ülkelerin içişlerine karışmak önce bize zarar veriyor. Ticaret durdu, milyonlarca işsiz-güçsüz-eğitimsiz problem göçmen insan bize geldi, iltica etti, göçmen oldu. Zengin göçmen bizde durmadı, kendini  ve ailesini Avrupa’ya, Amerika’ya attı. Biz Türkler Arap değiliz, bu yüzden İslam dünyasında öne çıkmamız çok zor. Gerek de yok. Erken Cumhuriyet döneminin yerleştirdiği, 2.Dünya Savaşı süresince test edilmiş, doğrulanmış, başkalarının iç işlerine karışmama, “Yurtta sulh, Cihanda sulh” prensiplerinden şaşmamamız gerek. Kendimizi bilelim, başkalarının içişlerine karışmayalım, ortak iş yapmanın sinerjisine inanalım, “yurtta sulh cihanda sulh” prensibinden ayrılmayalım. Bu zor Orta Doğu coğrafyasında bağımsız bir millet olarak ayakta kalmanın gereklerini yerine getirelim.

Ankara, 2- Haziran 2020

Last modified: 4 Haziran 2020