ODTUMİST-İSTANBUL ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ

Termo Dinamik bilgisi neden önemli?

3 Ocak 2020

TermoDinamik bilgisi neden önemli? ODTÜ ME203-204

Bir köşe yazarı eğer meslekten Akademisyen ise finans- ekonomi- para konuları yazıları yazar. Tıp Doktoru ise sağlık konusunda yazar. Benim gibi ODTÜ “Makina Mühendisliği” mezunu ve uzun yıllar “Termik Santral çalışanı” ise herhalde termik makaleleri yazması uygun olur.

Sağlık Bakanı olacaksanız sizin meslekten Tıp Doktoru olmanızı beklerler. Adalet Bakanı olacaksanız Hukuk eğitimi almanızı Avukat/ Yargıç olarak tecrübeli olmanızı isterler. Bir Mühendisin, Sağlık veya Adalet bakanı olduğu haller herhalde çok çok özel durumdur. Böyle bir atama alan kişinin, o görevde başarılı olması beklenmez. Çünkü konuyu detaylı bilmez, bilemez.

Dışişleri bakanları, Mülkiye’nin veya diğer üniversitelerin Uluslararası ilişkiler mezunlarından çıkar, mezuniyetten sonra lisansüstü kariyer yapmaları, çok sayıda dil bilmeleri artı puandır. Öte yandan ülkemizde herkes Enerji Bakanı olabilir. Özellikle Mülkiye, Hukuk mezunları Enerji Bakanı olabilirler/ geçmişte oldular- Hiç kimse çıkıp “Neden?” diye sormadı. Mülkiye mezunları ETKB Bakanı oldular. Bakanlık dönemlerinde çok şey öğrendiler. Meslekten Hukukçu/ Avukat bir siyasetçimiz çok uzun süre Enerji Bakanlığı yaptı.

Hukuk mezunu Bakan dönemi, Enerji Hukuku ve Tahkim konularının yükseliş dönemi oldu. Tahkim davaları kamuya zor ve pahalı bir süreç yaşattı. Önceki bakanımız ise öncelikle meslekten maden/ metalürji konularını iyi biliyordu.

Enerji Bakanı bence Mühendis olmalı. Tercihen bir yabancı dil- İngilizce bilmeli. Ayrıca Rusça/ Fransızca/ Arapça bilse iyi olur. Uluslararası ilişkiler, Milletler Hukuku konularında yüksek lisans/ doktora yapmış olsa daha da iyi olur. En önemlisi Lisans döneminde Termodinamik dersi almış, bu dersten en üst notu hak etmiş olmalı- derim. ODTÜ’de Termodinamik dersi Makina- Kimya mühendisliği bölümlerinde verilir. İTÜ ve diğer teknik üniversitelerimizde Elektrik Elektronik bölümü öğrencileri de bu dersi alır.

Çok zor ders olduğu sanılır, aslında günü gününe çalışan, ödevlerini aksatmayan, tüm derslere giden ve her gün planlı, sistemli bir şekilde çalışan öğrenci için hiç de zor gelmez. Zaten dersi günü gününe çalışmayan, çalışmayı son güne, imtihan günü öncesine bırakan öğrenci hiçbir derste başarılı olamaz.

Termodinamik dersini lisans eğitimi süresince almayanlar Enerjiden sorumlu kamu görevi almamalılar. Enerjiden sorumlu kamu görevleri okul değildir. Eğer bir siyasetçi enerjiden sorumlu olacak ise bu konuda yeterli lisans eğitimini önceden almış olmalıdır.

Her yeni geleni piyasa olarak, kamu personeli olarak yeniden eğitmek, “Volt” ile “Watt” kavramını yeniden anlatmak, “terravolt” diye bir şeyin olmadığını, “MegaByte” kavramının “Mega-watt” olmadığını anlatmak zorunda kalmamalıyız. Termik santral ile yenilenebilir enerji arasındaki farkı, Çevre kriterlerini tekrar tekrar öğretmek zorunda olmamalıyız.

Stadyum ”tribünü” ile buhar “türbini” aynı şeyler değildir.

 

Rüzgar ve güneş enerjisinin baz güç kaynağı olamayacağını, kesintili üretim yaptıklarını, yeni ve pahalı yüksek gerilim iletim hatları yatırımlarına, kapasite dengelemesi için yeni ve pahalı “Pompalamalı Hidro Elektrik Santrali (PHES)” kapasitelerine ihtiyaç olduğunu, bu tip elektrik üretiminin günümüz piyasasında hiç de ucuz olmadığını bilmeliyiz.

Nükleer santrallerin aslında termik santral olduğunu, Türkiye’nin son 40 yılda hiçbir termik santrali kendisinin yapmadığını, yapamadığını, yerli tasarımın- yerli imalatın hep engellendiğini, örselendiğini, yerli finansman bulamadığını, mevcut eskimiş, emre amadeliği çok düşmüş termik santrallerin eski teknolojiye sahip ancak kendi finansman kaynaklarıyla desteklenen Doğu Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinin devlet / Eximbank destekli firmaları tarafından yapıldığını bilmeliyiz.

Küresel ısınmayı, iklim değişikliğini, ÇED normlarını, termik santrallerin tarım, orman, sit, turizm bölgelerinde yapılmaması gerektiğini bilmeliyiz.

“Rüzgâr – güneş bize yeter”- “Nükleer santral tüm sorunlarımızı çözer, yapımına 1970’lerde başlasaydık şimdi kendimiz yapıyorduk”- “Türkiye’de petrol var ama yabancılar çıkarılmasını engelliyor”, “Kaya gazı (Shale Gas) rezervlerimiz ile enerji sorunlarımızı önümüzdeki 5-yıl içinde çözeceğiz”, “Karadeniz’de petrol bulduk” gibi basmakalıp cümlelerin doğru olmayan şehir efsaneleri olduğunu kabul etmeliyiz.

Kendi termik santrallerimizi artık temel tasarımı dahil tümüyle kendimiz yapabilir olmalıyız. İşsizlikten şikayet ederken, termik santrallerimizi Uzakdoğulu asker/ mahkum/ meslekten olmayan acemi işçilere yaptırmamalıyız.

Uzakdoğulu firmalar bizim yerli pazara kollarını sallaya sallaya kolayca girdiler. Uzakdoğulu firmalar Avrupa, Amerika, Ortadoğu /Körfez/ Rus piyasalarına kolayca giremiyorlar. Çünkü girdikleri piyasanın standart, norm, ve çevre yönetmeliklerine uymak zorundalar. Sadece çok ucuz fiyat vermek yetmiyor.

Uzakdoğulu firmaların referans listelerinde, geri kalmış Güneydoğu Asya/ Sri Lanka/ Bangladeş/ Pakistan/ Laos/ Vietnam/ Malezya/ Endonezya ve Orta Afrika/ Sudan/ Nijerya gibi ülkeler var. Bir de biz varız. Bu projelerde kimsenin anlamadığı UzakDoğu normları geçerli.

Gelişmiş ülkelerde, ülkenin mühendisleri kendi yerli yakıtlarına uyumlu termik santrallerinin temel ve detay tasarımlarını kendileri yapar. Yerli üretir, yerli personel ile yerinde montaj yapar. Ülkeler böyle gelişmiş ülke olurlar.

Türkiye’nin kendi pazarına sahip çıkmaması- çıkamaması, kendi yerli yakıtlarına uyumlu kendi termik santrallerini hala yapmaması- yapamaması, Uzakdoğulu ve Doğu Avrupalı firmaların referans listelerinde olması gerçekten üzüntü duyulacak bir durumdur.

Hâlbuki temel ve detay tasarımını kendiniz yaparsanız, bizim yaptığımız son piyasa duyumlarına/ bilgilerine göre, yabancı mühendislik ile yapacağınız yatırımı yaklaşık en az %25 oranında daha ucuza yaparsınız, bakım onarım, yedek zorluğunuz hiç olmaz.

 

Hiçbir Avrupa veya Amerika ülkesi, yabancı ucuz Uzakdoğulu işçiyi kabul etmiyor. Etse bile kendi asgari ücretinin yabancı işçilere de ödenmesini başta şart koşuyor. Bu önemli ön şart rekabet koşullarını düzeltiyor.

Türk müteahhitleri İrlanda’da çalışırken, İrlanda asgari ücretini (7 Euro/saat) kendi işçilerine ödüyorlar. Avrupalı sendikalar, çalışanların politik kuruluşları, kendi işçilerinin istihdam haklarına sahip çıkıyor.

İncelenen her bir ÇED raporu içinde yerel istihdam yaratılacağı anlatılıyor. ÇED raporunu alana kadar bazı yatırımcılar her şeyi sözde taahhüt ediyorlar. ÇED raporu alındıktan sonra verdikleri sözleri unutuyorlar. Sadece bizde değil, dünyanın her yerinde unutuyorlar.

Yatırım süresince ve yatırım sonrasında devamlı kontrol edecek bir kontrol mekanizması bizde nerdeyse yok. Olumlu ÇED raporu için politik baskı da zaman zaman devreye giriyor.

Bazı Yerli Yatırımcı Guruplar, hisselerinin yarısını yabancı bir ortağa sattıktan sonra mühendislik konularını ortaklarına bırakmış görünüyorlar. Bu kadar teslimiyet doğru mu?

Enerji konusunu bilen/ bilmeyen, yeterli kadrosu olan/ olmayan bu kadar çok firmaya, cari açığımızı daha da açan- büyüten, doğalgaz/ ithal yakıt/ ithal kömür yakacak termik santral yapma lisansını nasıl veriyoruz? Bu işin bir sonu- sınırı yok mu?

Yatırım projesinde Türk mühendisini ve yerel Türk işgücünü kullanmayan yatırımcının, uzun vadede her türlü yerel kanuni engelle karşılaşması çok olasıdır. Enerji konuları ciddi bir iştir. Hayati bir iştir. Enerji yatırımları, enerji çalışmaları, petrol, boru hatları, yerli kömür, yerli yakıt kaynakları, kredilendirme, finans bulma konuları çok ciddi işlerdir. İyi eğitimli, tecrübeli yerli kadrolar ister.

Editörlerin, haber muhabirlerinin, TermoDinamik bilmelerine gerek yok. Haber muhabirlerinin uzmanlarla yaptıkları enerji konulu roportajları keyifle okuyorum, ancak işin teknik detayına girince durum zorlaşıyor, hatalar yanlışlar çoğalıyor, inanırlılık kayboluyor, her şey sloganlarda olduğu gibi kolay olmuyor.

Böyle durumlarda işin doğrusunu- eğrisini- yapılabilirliğini- yapılamazlığını anlamak ve anlatmak için teknik destek gerekiyor. Haber muhabirinin işi başka, Editörün işi başka, mühendisin işi bambaşka, hepsinin önce ayrı ayrı, daha sonra ortak çalışmaları gerekiyor.

Haluk Direskeneli, ODTÜ Makina Mühendisliği 1973 mezunu olup, mezuniyetinden itibaren, kamu, özel sektör ve ABD – Türk yabancı ortaklıklarda (B&W, CSWI, AEP, Entergy) ağırlıklı olarak termik santral temel/ detay tasarım, imalat, pazarlama, teklif, satış ve proje yönetimi konularında çalışmış, bugüne kadar termik santral tasarım yazılımları konusunda yerli piyasaya, mühendislik firmalarına, yatırımcılara ve üniversitelere danışmanlık vermiştir. MMO ve ODTÜ Mezunları Derneği Enerji komisyonları üyesidir.

 

Last modified: 3 Ocak 2020