ODTUMİST-İSTANBUL ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ

Enerji piyasaları öğretileri-2 : Yurdumuzda Tekstilden Enerji sektörüne evrim nasıl gerçekleşti? 1990’lar

24 Ekim 2020

1990’larda tekstil mensucat sektöründe maliyet azaltma  kapsamında yerli kömür öncelikli oto prodüktör kendi enerjisini kendi üreten enerji santrali kurma arayışı başladı. Bizim Amerikan Türk ortak girişim şirketi kurulmuş, Amerikan ortağımızın tüm endüstriyel buhar kazanı tasarım imkanlarına kavuşmuşuz. Ancak Amerikan tasarımları Kuzey Amerika’da çok bulunan yüksek kalorifik değerde kömüre uygun. Bizde ise kömür kalorifik değerleri çok düşük. Bizim düşük kalorifik değerde kömürlere uyumlu Tasarım zor, uyum zor, ızgaralar yakma sistemleri yetersiz kalıyor.

İleri itmeli (pusher type)  ve döner tip (louvre type)  iki ayrı Izgara için bir Alman tasarımcı firma bulduk, onlardan uzun süreli lisans aldık. Kazan tasarımı tamam, uyumlu ızgaralar tamam, o sıralar sadece kabarcıklı akışkan yatak tasarımı var, henüz döner akışkan yakıt (circulating fluid bed) tasarımı  geliştirme aşamasında fazla endüstriyel uygulama yok.

Bize yeni müşteriler lazım. Piyasa sadece fueloil yakan küçük alev duman borulu buhar kazanı kullanan tekstil fabrikaları ile dolu.

İlgilenebilecek potansiyel tekstil fabrikalarına ulaştık, onların üst yönetimlerine katalog tanıtım gönderdik, tanıdıklarımızı aradık. Yavaş yavaş talepler gelmeye başladı. Çoğunlukla 5-10 Mwe aralığında elektrik üretecek termik santraller istiyorlardı. Fiyat öncelikle çok ucuz olmalıydı. Fabrikalarına çok yakın kömür madenlerini işaret ediyorlardı. Madeni yerini belirtiyorlar ama oradaki kömürün, kalitesi, elementer analizi, rezerv üretim kapasitesi hakkında hiçbir fikirleri yoktu.

İstanbul çevresindeki fabrikalar, Ağaçlı ve Saray kömürlerini potansiyel kömür kaynağı olarak gösteriyorlardı. Ağaçlı 3000-4000 kcal/kg, Saray ise 1000-1500 kcal/kg  alt ısıl değerde idi. Kömürler çok ucuzdu ama kalorifik değerleri çok düşük olduğu için endüstriyel boyutta buhar kazanlarında ekonomik olarak yakmak zordu.

Bursa yöresi çoğunlukla Orhaneli ve Keles kömürüne, Kayseri Malatya ise Afşin Elbistan kömürlerini işaret ediyorlardı. Söke fabrikası Aydın Şahinali kömürü istiyordu. Adana bölgesinde yakın uygun ucuz kömür yoktu, en yakın Tufanbeyli onlar için nakliye açısından çok masraflı idi.

Önce İstanbul piyasası teklif istedi, piyasa insanlarımız birbirlerine herhalde haber verdiler, birbirlerine “Amerikan lisanslı bir ortak girişim firması yerli kömür yakan termik santral teklifi veriyor” dediler. Bir anda talep patlaması yaşadık.

İstanbul’da Mensucat santral, Bahariye mensucat, Bozkurt Mensucat, Bursa’da Nergis, Bisaş, Söke’de Söktaş, Kayseri Birlik, Adana Bossa, bizden teklif istediler.

Her birine Önce tahmini bir bütçe fiyat verdik. Sonra ciddi alıcı fiyat talebi gelince her biri için ciddi teklif üstünde çalışmaya başladık.

Yerli kömürün kalorifik değeri her yerde düşük. Birim milyon Btu üstünden ABD Dolar’ı fiyatı çok ucuz ama yakmak çok zor, büyük kapasiteli termik santraller için belki daha kolay ama endüstriyel kazanda yakmak daha da zor. Amerikan tasarımı çoğu yerli kömür için cevap veremedi. Uygun tasarım bulamadık.

Akışkan yatak yeni bir çözümdü. Bazı kazanlarda onu denedik, biraz yüksek kalorifik kömürler için Amerikan tasarımını kullandık.

Buhar türbini için Siemens türbin fiyatlarını devreye soktuk, ara buhar istemeyen talepler için daha ucuz piyasa çözümlerine gittik. Buhar türbini için kapalı çelik kontrüksiyon mekan inşaası düşündük. Buhar kazanımız açık alanda çalışabilirdi. O sıralarda çevre yönetmeliği tam oluşmamıştı, teklif kapsamında eletrostatik filtreler, torba toz filtreler, küçük kapasitede  verildi.

Bu arada kağıt fabrikalarından da benzer talepler gelmeye başladı. Kartonsan, Modern karton talep gönderdiler. Talepler tek sayfa, fazla teknik bilgi kapsamayan, istenen kapasite ve  kullanılacak kömür kaynağı yerini belirtiyordu. Her şey, kapsam, kömür detayı, bağlantı bilgileri bizden bekleniyordu.

Teklifleri hazırladık, her bir firmaya önce kendim götürdüm, teklifleri üst yönetimlerine sundum, talep eden fabrikanın kendi ortamında, onların konferans salonlarında proje üstünde anlattım. Her bir toplantının notlarını  kafamda kaldığı detayda bilahare yazılı tuttum. Bunları kendi kişisel arşivime aldım. Bunlar benim 5,25 veya 3,5 in disketlerimde hala duruyor. Makale yazarken açıp  toplantı notlarıma bakıyorum.

İstanbul, Kayseri, Bursa, Aydın mensucat fabrikalarına ilk görüşmeden daha sonra ciddi talep durumunda büyük ekip halinde gittik, projemizi teklifimizi anlattık. Karşımızdaki alıcı firma ekipleri tekstil üretimini biliyorlardı ama termik santral konusunda yeterli kadroları yoktu, ellerindeki düşük kapasiteli çoğu fueloil yakıtlı buhar kazanlarını çalıştıran makina bakım kadroları için bizim sunduğumuz teklifler fazla karmaşıktı.

Rekabet oluşturmak için alıcılar tarafından başka firmalar da zorlandı, başka yerli firmalar da kendi içlerinde organize olarak benzer teklifler vermeye başladılar. Bizim tekliflerimize benzer teklifler yurtdışı firmalarından istendi. Önümüze onların alternatif teklifleri ve rekabetçi fiyatları kondu, kıyaslamamız ve daha iyi fiyat vermemiz istendi.

Sonunda fiyatlar alıcıların ödeyebilecekleri rakamların çok üstünde göründü, yerli piyasanın finansal imkanları dardı, yeterli kredi yoktu. Projeler teker teker iptal edildi.

Bazı fabrikalar yeni gelen doğal gaz imkanını kullandılar, doğalgaz kullanan otoprodüktör gaz türbini, atık ısı kazanı paketleri almaya başladılar. Tekstil sektörünü olduğu yerde bırakıp elektrik üretimi sektörüne geçen firmalar oldu. Hatta yerli ve ithal kömür kullanan büyük termik santral yatırımları yapan firmalar oldu. Bu yatırımlarını Orta Asya Cumhuriyetlerine, Rusya’ya, Orta Doğu ülkelerine taşıyanlar oldu.

Tekstil sektörümüz zaman içinde evrimleşti, kadrolaştı, bazıları daha karlı olan elektrik üretim sektörüne geçti. Teknik Kadrolar büyüdü gelişti, karlılık arttıkça yatırımlar arttı. Otuz seneden sonra geriye bakınca o hazırladığımız tekliflerini boşa gitmediğini düşünüyorum. Çok zaman harcadık, çok çalıştık, çok emek verdik, çok güzel teklifler verdik. Hiçbir iş alamadık, ama piyasayı hep birlikte oluşturduk, neler olabilir neler olamaz, neler yapılabilir, nasıl yapılabilir? Bunları deneye yanıla hep beraber öğrendik.

İstanbul, 24 Ekim 2020

Haluk Direskeneli,

Last modified: 2 Kasım 2020